Alchemist
Masumiyet Müzesi benim yıllar önce okuduğum ve zihnimde uzun süre yer etmiş kitaplardan biriydi. Orhan Pamuk’un karakter kurma biçimi her zaman ilgimi çekmiştir. Çünkü onun hikâyelerinde insanlar çoğu zaman iyi ya da kötü olarak yazılmaz. İnsanlar çelişkileriyle, zayıflıklarıyla, bazen de kendileri bile farkında olmadıkları karanlık taraflarıyla var olur. Bu
I was raised in a house where religion existed but ownership did not. One of my parents was Muslim, the other Christian, and yet neither one tried to convert me into certainty. There were no threats about hell, no insistence on ritual discipline, no emotional blackmail disguised as devotion. I
İnsanların hayatlarında yaşadıkları zorluklardan çok, o zorlukları nasıl anlattıkları dikkatimi çekmeye başladı. Aynı olay iki farklı insanın hayatında tamamen farklı anlamlar kazanabiliyor. Biri yaşadığı şeyi bir deneyim olarak görüp yoluna devam ederken, diğeri o deneyimi yavaş yavaş kimliğinin merkezine yerleştiriyor. Zamanla şunu fark ediyorsunuz: bazı insanlar için yaşanan olay artık
İstanbul’a geldiğinde hava kapalıydı ama şehir dramatik değildi; gökyüzü ağır, kurşuni bir tül gibi Beyoğlu’nun üzerine inmişti ve ışık dar sokaklara eğik bir açıyla düşerek taşların yüzeyindeki eski izleri belirginleştiriyordu. Taksiden indiğinde bavulunun tekerlekleri kaldırımın çatlaklarına takıldı, bir an eğilip düzeltmeye çalıştı, sonra vazgeçti; bu şehirle mücadele etmek